Geçtiğimiz hafta sonu, keyifli bir aile filmi izlemek için çekirdek aile olarak ekranın başına toplandık ancak ne izleyeceğimizden henüz emin değildik. Kumanda elden ele dolaşıyor, televizyon ekranından filmler geçiyor, telefonlarda araştırmalar tam gaz sürüyordu ki olaya ChatGPT el attı. Çocukların yaşlarına uygun ancak kimseyi sıkmayacak, bilimkurgusal öğeler içeren ve felsefi, insani derinliği de olan bir animasyon sorumuza “Meet the Robinsons” önerisi ile yanıt verdi. Kısa bir inceleme sonrası, herkesin içine sinmesiyle filmi izlemeye koyulduk.
Filmin daha başlarındaydık ve oldukça iyi ilerliyordu. Ta ki o âna kadar… Daha önce de bu donakalma ânını film izlerken veya kitap okurken defalarca kez yaşamıştım. Tecrübeliydim. Filmi Türkçe dublajlı ve İngilizce altyazılı olarak izliyorduk. Gözlerimin önündeki altyazıda “Hippocampus” yazıyordu. Filmin orijinalinde “Hippocampus” terimi kullanılmıştı. Peki kulaklarımızda hangi kelime tınıyordu dersiniz?
Çeviriyi yapan arkadaşlar bizleri düşünmüş, o güzel beyinlerimizi yormamamız için hiç öyle hipo mipo karıştırmadan dümdüz “Beyin” demeyi uygun görmüşlerdi. Hem bizim çocuklar yanlışlıkla “Hipokampüs” gibi bilimsel bir terime maruz kalırlarsa anlamazlar, öyle değil mi? Ne gerek var ortalığı bulandırmaya. “Beyin” de geç!

Filmin bu noktasının, Disney+’daki Türkçe dışındaki Latin harfleri kullanılan bütün altyazı çevirilerini inceledim. 11 dilin 9’unda doğrudan hipokampüs kelimesinin o dildeki karşılığı kullanılırken birinde “uzun süreli hafıza” gibi uzun bir ifade seçilmiş, birinde ise hatalı çeviri ile “cerebral cortex”in karşılığı kullanılmıştı. Türkçede ise: “Beyin”.
Özgün bir eserdeki belki de üzerinde titizlikle düşünülerek bilinçli olarak seçilmiş teknik bir terimi ya da az kullanılan bir ifadeyi basitleştirerek sunmak, çocuklarımızın aklına edilmiş bir hakarettir. Üstelik bilmedikleri kelimeleri belki merak etme, sorma, öğrenme, hiç olmazsa bu kelimelere maruz kalma fırsatını da ellerinden almaktır.
Kitaplarla devam edelim.
“Köpekler Bale Yapmaz” kitabından bir bölümün özgün halini aşağıda görüyorsunuz:

Yazar, İngilizce özgün metnine Fransızca bale terimlerini özenle seçerek art arda yerleştirmiş: Plié! Jeté! Arabesque! Pirouette!
Bu sayfanın dilimize çevirisi nasıl olmuştur dersiniz? Bu terimler, özgün metindeki gibi Fransızca mı bırakılmıştır yoksa Türkçe karşılıkları mı tercih edilmiştir? Buyurun inceleyelim:

Evet, yanlış görmediniz. Sıfır. Yok. Kaldırılmış. Basitleştirme falan değil, bütünüyle uçurulmuş. Çocuklarımızın kafasının karışması, bilmedikleri garip gurup kelimelerle karşılaşmaları bir kez daha engellenmiş.
Sıradaki kitabımız “Şşşt! Sessiz Olun Okuyorum“:

Sizce buradaki “Anti-matter”, “Anti madde” olarak mı çevrilmiştir yoksa “Karşı madde” olarak mı? Boşluklu mu, boşlukusuz mu? Arada tire kullanılmış mıdır? Belki de “Karşıt madde” demişlerdir. Ne dersiniz?

Tam tahmin ettiğiniz gibi!
Şunun altını çizmek isterim ki kültürel, ideolojik, dini nedenlerle veya herhangi başka bir sebeple, belki de sadece “ayıp” bulunarak sansürlenmiş kitaplardan, kelimelerden bahsetmiyorum. Sansür bambaşka bir konu.
Hiç gereği yokken sadeleştirilmiş veya yok edilmiş terimlerden, ifadelerden ve çocukların merak duygularını tetikleyebilecekken kaçırılmış fırsatlardan, ellerinden alınan zenginlikten bahsediyorum yalnızca.
Orijinali Fransızca olan bir eserle ilerleyelim. “365 Penguen“:

2.5’i sadeleştirmişler, inanabiliyor musunuz? Buçuk falan karışık olur, anlamaz bizim çocuklar diye basitçe 2 demeyi uygun görmüşler. Matematik zaten sıkıntılı bir konu, üzmeyelim yavrularımızı demişler. 100 ile çarpması da daha kolay olmuş böylece.
Başka bir örnek ise “Uzay Okulu” isimli kitaptan. “Yıldız, gezegen falan neyse de, kuyrukluyıldız fazla kaçar.” diye düşünülmüş, güzelim “comet” kelimesine yazık edilmiş gibi duruyor:

Verdiğim örneklerin özensizce basılıp geçilmiş kitaplardan değil, büyük yayınevlerinin bastığı kitaplardan olduğunu da belirteyim. Ancak eleştirirken, tespit ettiğim bütün bu örneklerde cımbızlama yaptığımı da söylemem gerekir. İçerisinde benzer örnekler bulamayacağımız çevirilerimiz çoğunluktadır elbet. Hatta bu paylaştığım kitapların genel olarak kötü çevirilere sahip olduğunu da söylemiyorum. Bazılarının çevirileri oldukça güçlü hatta.
Bu yavanlaştırma yaklaşımının, Türkçeye çevrilen eserlerde diğer dillere çevrilenlerden oransal olarak daha fazla olduğunu da iddia etmiyorum. Bunu söyleyebilmek için ciddi bir akademik çalışma gerekir.
Özenilmesi gerektiğini düşündüğüm, hatta bilinçli olarak müdahale edilmese zaten ortada hiç olmayacak bir duruma dair somut örnekler sunuyorum yalnızca.
Animasyonla konuyu açmıştık, meşhur bir animasyonla devam edelim. “PJ Masks” (Pijamaskeliler) çizgi filmindeki ana karakterlerden biri olan “Gekko” için basitçe “Kertenkele” denmesini de aynı kategoride ele alabiliriz.

Birkaç küçük örnek daha vererek yazıyı noktalayalım.
“Turbo” falan karıştırmayalım şimdi (Kitap: Araba Yarışı):

“Rock”, “Beat” nedir bilmez ki çocuk (Kitap: Dinozorlar Okulda):

Çocuklar terbiyeden, baharattan, marineden de anlamaz (Kitap: Ben Sandalye Değilim):

“Motor” biraz teknik bir kelime (Kitap: Mucit Gizmo):

-10 Şubat 2025, Soner Işıksal-