Ad Astra ya da: Din-Bilim Çatışmasına Genç Asimov Yaklaşımı

Bu inceleme ilk olarak Fabilog’da yayımlanmıştır.


John Harman’ın yapacağı uzay yolculuğu ile ilgili, 14 Temmuz 1973 tarihli Clarion Gazetesi’nin haberi şöyledir:

“…John Harman, Havva gibi yasak meyveyi yemek ve Havva gibi cezasını çekmek istiyor.

Ancak yalnızca sözcükler kâfi değil. Eğer O’nun, Tanrı’nın intikamına böylece katlanmasına izin verirsek, günah yalnızca Harman’ın değil, tüm insanlığındır. Ölümcül tasarımlarını gerçekleştirmesine izin vererek kendimizi de suça ortak ediyoruz ve ilahi intikam hepimizin üzerinedir.

Bu nedenle, Harman’ın yarınki sözde roketiyle yapacağı kalkışını gerçekleştirmesini engelleyecek ivedi adımlar atılmalıdır. Bu adımları atmayı reddeden hükümet, şiddet eylemlerine mecbur bırakmaktadır. Eğer hükümet, rokete el koymak ya da Harman’ı tutuklamak için harekete geçmezse; bütün bu öfkeli vatandaşlarımız, kendi işlerini kendileri görmek zorunda kalabilirler…”[1]

John Harman karakteri ve bu gazete haberi, Isaac Asimov’un ‘Trends’ adıyla yayımlanan kısa öyküsünün hemen başında çıkıyor karşımıza.

Trends, 19 yaşındaki Asimov’un, kabul almış ikinci öyküsüdür. Yayımlanması altı ay sürmüş ve Temmuz 1939’da yayımlanarak üstadın basılı üçüncü öyküsü olmuştur. Ancak John W. Campbell editörlüğünde yaptığı ilk çalışma ve dolayısıyla Astounding Science Fiction’daki ilk öyküsü olması onu apayrı bir yere koyuyor…

aa1
Astounding Science Fiction,Temmuz 1939 Sayısı Kapağı[2]

Asimov’un Campbell’e yolladığı öykünün başlığı başlangıçta ‘Ad Astra’dır; ancak Campbell bu ismi Asimov’a göre ‘tamamen haklı olarak’ değiştirmiş, öykü Trends ismiyle yayımlanmıştır.

Ad astra, Latince ‘yıldızlara doğru’ anlamına gelmektedir. Bu söylem; ‘Zorlukların içinden yıldızlara doğru’ manasındaki ‘Per aspera ad astra’ ya da ’Ad astra per aspera’ olarak da esin kaynağı bir motto olma özelliği taşır.

aa2

Asimov, Ad Astra’dan Trends’e evrilen öyküsünün bu evrimi sırasında, Campbell’in isteği ile, bilimsel gelişime din kaynaklı olarak karşı duran bağnaz bakışı da öykünün merkezine taşımıştır…

*

John Harman’ın Ay’a gideceği uzay gemisinin adı Prometheus’tur. Din üzerinden halkı kışkırtanlardan, Harman’ın aldığı ölüm tehditlerinden ve bilime karşı alınan cephelerden öykünün başından itibaren uzun uzadıya söz edilmektedir. Din cephesi tarafında başı çeken isim ise Yirminci Yüzyıl Evanjelist Topluluğu ve liderleri Otis Eldredge’dir.

Öyküde, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ikinci bir Victoria Devri’ne girilmiştir. Asimov’un kurguladığı dünyada, 1945 sonrası gidişatın ana eksenini din oluşturmaktadır. Otis Eldredge, bilimin ikinci Dünya Savaşı’nda dehşet saçtığını söylemektedir. Bilimin kültürün önüne geçmesi ve teknolojinin sosyolojinin önüne geçmesinin dünyayı felakete sürükleyeceğini söylediği meşhur konuşmalarıyla kalabalık bir kitleyi arkasında toplamayı başarır.

Eldredge, Carl Sagan’ın ‘Contact’ eserindeki dini lider karakterini hatırlatıyor. Contact’ta da solucandeliği oluşturularak yapılacak bir uzay-zaman yolculuğu için hazırlanan dev mekanizmaya karşı yürütülen dini protestolar ve aşırı dinci bir örgütlenmede başı çeken Eldredge benzeri bir karakter çıkıyor karşımıza.

aa_3
Contact Filminden bir sahne : Bilim insanı Eleanor Arroway rolündeki Jodie Foster ve protestocu dini lider karakteri aynı karede görülüyor.

Trends ve Contact birbirine öylesine benzer ki; bilimsel gelişimi kutsal kitaplara uygunluğuna göre değerlendirenlerden tutun, bilim insanı görünümlü sistem çıkarcılarına ve bilimsel araştırmalardaki ekonomik kaygı boyutuna kadar yüzyıllardır bilime çomak sokan ve sokacak bütün etmenler ikisinde de ustaca gözler önüne serilimektedir…

Carl Sagan’ın eserlerinden ve hayatından din-bilim çatışmasını incelemek apayrı bir iş. Daha fazla derine inmeden sıyrılıyor ve Trends’le yolumuza devam ediyoruz:

Harman, yoluna çıkan bütün engellere karşı direnir ve bütün baskıları göğüsler. Enstitü başkanı konumundaki ‘bilim insanından çok politikacı’olan Winstead’ın gücü ve yoğun çabaları da Harman’ı yolundan döndürmeye yetmez:

“…Halkı, yeniden sakinleştirmesi güç olacak şekilde ayaklandırıyorsun. Seni uyarıyorum John. Sonuçlar, senin sorumluluğunda olacaktır.”

Son aşamaya gelinir ve Harman Prometheus’a biner. Ancak Harman’ın hesaba katmadığı bir şey vardır: yardımcılarından Shelton’ın da Eldredge’in müritlerinden biri olması!

John Harman’ın yasak meyveyi yemesi Prometheus’a yapılan feci bir sabotaj ile engellenir ve meydana gelen patlamanın bilançosunu gazeteler şöyle duyurur:

“28 ölü, 73 yaralı – Günahın Bedeli”

Harman kurtulmuştur ancak bu başarısızlık ve ölenlerin sorumluluğu elbette Harman’a yüklenmektedir.

Sabotaj bir kenara, başarı beklentisi zaten yüksek olmayan uçuş öncesinde Harman; politikacı enstitü müdürü Winstead’in, 1/10 olasılıkla hayatta kalabileceğine ilişkin caydırma söylemlerini şöyle savuşturmuştur:

“Ne önemi var? Arkadan gelecek araştırıcılar hatalardan ders çıkaracak ve olasılık artacaktır. İşte bilimsel yöntem budur.”

Ad astra! John Harman, başka bir deyişle, başkaları yıldızlara ulaşabilsin diye nihai fedakarlıktan kaçınmayacağını söylüyor…

*

Tarih boyunca bilim için bedeller ödenmiştir. Apollo’nun ilk insanlı uçuşu olacak Apollo-1 görevinin uçuş öncesi testleri sırasında meydana gelen facia sonucu 27 Ocak 1967’de üç astronot yaşamını yitirmişti[4]. Elim kaza sonrası 34 numaralı fırlatma üssüne konulan plakada tanıdık gelecek, hazin ifadeler yer almaktadır:

aa4

“BAŞKALARI YILDIZLARA ULAŞABİLSİN DİYE

NİHAİ FEDAKARALIĞI YAPANLARIN ANISINA 

AD ASTRA PER ASPERA

(ZORLU YOLDAN YILDIZLARA DOĞRU)

TANRI APOLLO 1 MÜRETTEBATININ YARDIMCISI OLSUN” [5]

*

Harman, asistanı Clifford’la birlikte kaçar ve ikinci bir uzay gemisinin kaçak inşası için kolları sıvarlar. Beş yılın sonunda tamamlanan geminin ismi ise New Prometheus (Yeni Prometheus) olacaktır.

Hikaye, işte bu ikinci geminin tamamlanışından otuz sene sonra, yani hemen hemen günümüzden geçmişe bakılarak Clifford’un ağzından aktarılmaktadır… Prometheus faciası ve New Prometheus arasındaki (1973-1978) beş yıllık dönem Neo-Victoria Devri olarak adlandırılmıştır ve bugün dönüp bakıldığında bu dönemde yaşananlar akıl sır almaz olaylar olarak okullarda anlatılmaktadır.

Bilimsel açıdan neler mi yaşanmıştır bu dönemde…İşte henüz 19 yaşındaki Asimov’un 1939 yılında kurguladıkları:

Prometheus faciasından bir sene sonra yapılan 1974 seçimlerinde kurulan kabine artık alttan alta dini lider Eldredge kontrolüne geçmiştir. Zaman kaybedilmeden Federal Bilimsel Araştırma Dairesi (FSRIB) kurulur ve ülkedeki bütün bilimsel faaliyetler kontrol altına alınır. Gerekli görülen yasalar ve yasaklar uygulamaya sokulur. Ülke, kısa vadeli endüstriyel sonuç getirecek projelerin dışında bilimsel çalışma yapılmayan bir konuma geriletilir.

Bilime dini bir yön vermeyi başarmış Eldredge, ünlü konuşmasında şunları söyler:

“Bilim biraz fazla ileri gitti. Bunu sonsuza dek durdurmalı ve dünyaya toparlanması için izin vermeliyiz.  Sadece bu yolla ve Tanrı’ya güvenerek evrensel ve kalıcı refaha erişmeyi umut edebiliriz.”

Bu satırların üzerine söz söylemeye lüzum yok. Gelin, öykünün sonuna bakalım:

John Harman New Prometheus ile yola çıkar, Ay’ın çevresini dolanır, karanlık yüzü gören ilk insan olur ve Dünya’ya güvenle indiğinde etrafını saran polislere şöyle seslenir:

“Devam edin, sallandırın beni ahmaklar. Fakat ben Ay’a ulaştım ve işte bunu sallandıramazsınız. Getirin FSRIB’yi. Belki uçuşun yasal olmadığını ve dolayısıyla hiç olmadığını açıklarlar.”

*

Bu olayın ardından hikayede daha önce de kullanılan bir meta olan sarkaç diğer yönde salınımına başlar. Artık yol, bilimin yolu olacaktır…

Öykü sona erdi. Peki neden Campbell, Asimov’un “Ad Astra” başlığını “Trends” olarak değiştirmişti? Cevap Harman’ın New Prometheus kalkmadan önce söylediği şu umut vaad edici sözlerde gizlidir:

“Trendler yüzyıllar ve bin yıllarındır, yıllar ya da on yılların değil. Beş yüz yıldan beri bilimi ileriye taşıyoruz. Bunu otuz yılda tersine çeviremezsiniz.”

Bilimin, din ve siyaset üstülüğünü göremeyenlerin aydınlandığı günlerin umuduyla; yazımı Haggard’ın 2004 yılında çıkarttığı ‘Eppur si Muove’ albümünden bir alıntıyla noktalıyorum.

Parçanın adı : Per Aspera Ad Astra

Şimdi, gece kenara çekildiğinde ve tan yeri ağardığında,
Sessizce yeni bir bilim çağı uyanır”

“Now, as night steps aside, and a new dawn will break
Silently a new age of science awakes”

Referanslar:

[1] I.Asimov, The Early Asimov, 1972

[2] http://www.sfcovers.net/Magazines/ASF/

[3] http://www.flickr.com/photos/gregf422/2812027027/

[4] http://www.nasa.gov/mission_pages/apollo/missions/apollo1.html

[5] http://en.wikipedia.org/wiki/File:LC34plaque2.jpg

Yorum bırakın